ZONA BİTKİSEL TEDAVİ

ZONA BİTKİSEL TEDAVİ
Zona Hastalığı Nedir Tanımı: (Herpes zoster) Duygusal sinirlerin ağrılı bir hastalığıdır. Hasta sinirin etkilendiği deri bölgesinde de iltihap görülür.
Zona Hastalığı Oluşma Nedenleri: Suçiçeği etkeni olan virüstür. İki hastalık arasındaki ilgi tam olarak saptanamamıştır, çünkü zonalı bir erişkinden, çocuklara suçiçeği bulaşabildiği halde, suçiçekli çocuklardan erişkinlere zona geçememekte ve bir erişkinden diğerine de zona bulaşamamaktadır. Çocuklukta geçirilmiş bir enfeksiyon sonrası, vücutta sessiz kalmış bir virüsün, erişkinde zonaya neden olduğu düşünülmektedir.
Başlangıçta, hafif bir ateşle beraber, hasta sinirlerin sinirlendirdiği vücut bölümlerinde ağrı vardır. Hastalık, genellikle vücudun bir yarısını, yarım kuşak şeklinde sara ve tek yönlüdür. Birkaç gün sonra deri kızarır ve etkili alanda ufak kabarcıklar belirir. Kabarcıklar patlayıp, kuru kabukları bunların yerini alır ve kabukların dökülmesi sonucu, beyaz bir iz kalır. Zona, baş ve yüzün duyu sinirinin bir dalında da görülebilir. Sinirin ilk (oftalmik) bölümü etkilenmişse gözde, körlüğe kadar ilerleyen bir durum belirebilir. Zona geçtikten sonra dahi, hastada devamlı ve engelleyici sinir ağrısı kalabilir. Ama kalan izlerde ağrı yoktur. Kabarcıkların mikroplanmamasına dikkat edilmelidir.

Zona Hastalığı Bitkisel Tedavi Önerileri:

  1. Bir miktar lahana yaprağı mikserden geçirilip bir tülbent yardımıyla sıkılıp elde edilen özsuyu kabarcıkların üzerine sürülür.
  2. Havanda dövülerek toz haline getirilmiş yada ince kıyılmış birer yemek kaşığı aslanpençesi, papatya, gazel boynuzu, ikişer buçuk yemek kaşığı meşe ağacı kabuğu, ada çayı ve iki yemek kaşığı yulaf iyice karıştırılıp harman edildikten sonra bir litre suyun içine dört yemek kaşığı bitki harmanı katılıp kaynatılmasının ardından içine daldırılacak olan bir sargı bezi sıkılmadan kabarcıkların üzerine sarılır. Posası da iki sargı bezinin arasına konularak kabarcıkların üzerine tampon yapılabilir.

    ZATÜRREE

    ZATÜRREE
    Tanımı:
    (Pnömoni) Akciğer iltihabıdır. Temel olarak iki tiptir. Lober pnömoni ve bronkopnömoni. Bunlar birçok özelliği paylaşır ve tedavileri aynıdır.
    Nedenleri: Bakteri ve virüs benzeri organizmalar mantar enfeksiyonu, solucanların, solunan yabancı maddenin, tozların, buharların tahrişidir.
    1- Bakteriyel Pnömoni: Bu vakaların balgamlarında birçok çeşit bakteri (6-7) çeşit bulunmaktadır. Hasta aniden kendini kötü hisseder, ateşi yükselir, titreme ve kuru öksürük belirir. Zatürrenin erken devrinin en dikkati çeken belirtisi, belirtilerin akciğere ilişkin olmamasıdır. Hastadada, akciğer ağrısından fazla, baş ağrısı vardır ve kendini çok kötü hissettiğinden söz etmekle beraber, tam olarak ne olduğunu fark edemez. Ama birkaç saat içinde, öksürük artar ve solunumda hissedilen tipik ağrısıyla plörezi (zatülcenp) de belirip, teşhisi kesinleştirir. Bol sıvılı, hafif bir beslenme uygulanmalıdır. Bakteriyel zatürree, bu gün için bile tehlikeli olan bir hastalıktır. Bundan dolayıdır ki uzman bir doktora danışmakta fayda vardır.
    2- Virütik Pnömoni: Solunum yollarıyla akciğerleri enfekte edebilen birkaç virüs vardır. Bakteriyel zatürreden daha az korkutucudur. Ateş daha azdır, hastadaki huzursuzluk o kadar önemli değildir. Hastalık ortalama üç hafta sürer. Grip virüsü, sık olmamakla beraber akciğerlerde öldürücü bir enfeksiyona yol açabilir. Gripi izleyen pnömoni, genellikle ikinci bir bakteri istilasına bağlıdır. Yukarıdaki maddelerin dışında mantar enfeksiyonları, solucan ve parazitler, solunan yabancı maddeler ve tahriş edici toz da zatürreye yol açar. Hastalığın tehlikeli olmasından ötürü uzman bir doktora danışmakta fayda vardır.
    Öneriler: Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir silme tatlı kaşığı kekik katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek uyanık olunan her saat başı birer yudum içilerek kullanılır.

    1. Bir litre suyun içine bir avuç menekşe katılıp kaynatılmasının ardından günde üç öğün yarımşar çay fincanı içilir.
    2. Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir silme çay kaşığı civanperçemi katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek uyanık olunan her saat başı birer yudum içilerek kullanılır.
    3. Bir litre suyun içine birer çorba kaşığı acı pelin, ıhlamur ve papatya katılıp kaynatılmasının ardından günde üç öğün birer kahve fincanı içilir.
    4. Bir miktar kekik otu ince kıyılıp ağzı geniş bir şişenin boğazına kadar doldurulur, üzerine ağzına kadar saf zeytinyağı eklenip sıkıca kapatıldıktan sonra güneş görebileceği veya sıcak bir yerde iki hafta bekletildikten sonra süzülüp, göğsün üzerine yedirilerek sürülür.
    5. Bir litre suyun içine bol miktarda soğan kabuğu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer kahve fincanı içilir.
    6. Bir litre suyun içine havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan iki avuç keten tohumu katılıp su buharlaşıp kendi kendini çekinceye ve içindeki malzeme sulu bir lapa haline gelene kadar kaynatıldıktan sonra genişçe bir Amerikan bezinin üzerine sürülerek göğsün üzerine yatırılır.
    7. Bir litre suyun içine havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan ikişer çorba kaşığı hardal tohumu ve keten tohumu katılıp su buharlaşıp kendi kendini çekinceye ve içindeki malzeme sulu bir lapa haline gelene kadar kaynatıldıktan sonra genişçe bir Amerikan bezinin üzerine sürülerek göğsün üzerine yatırılır. Bu işlem 45 dakikayı geçmemelidir, zira tahriş edebilir.
    8. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı öksürük otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek sabahları aç karnına ve yatmadan önce birer çay fincanı içilir.
    9. Bir miktar ayı sarımsağı ince kıyılıp ağzı geniş bir şişenin boğazına kadar doldurulur, üzerine ağzına kadar saf alkol eklenip sıkıca kapatıldıktan sonra güneş görebileceği veya sıcak bir yerde iki hafta bekletildikten sonra süzülerek günde üç öğün birer kahve fincanı suyun içine 10-15 damla damlatılarak kullanılır.
    10. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı ısırgan otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    11. Bir su bardağı zeytinyağının içine bir tatlı kaşığı kafuru katılıp iyice eridikten sonra temiz bir kavanoza boşaltılıp, bir kahve fincanı suyun içine beş damla damlatılarak içilir.
    12. Gün boyu ağız içinde çiğnenecek olan eğir kökü oldukça faydalı olacaktır.
    13. Bir litre suyun içine ince kıyılmış bir avuç dar yapraklı sinir otu ve bir silme yemek kaşığı havanda dövülmüş üzerlik tohumu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çorba kaşığı içilir.
    14. Bir çay fincanı soğuk suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı oranında ebegümeci katılıp demlenmesi için on iki saat bekletildikten sonra süzülerek ılıtılmak için içi kaynar su dolu olan bir başka kabın içine ılıyana kadar bırakılıp ardından günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı birer tatlı kaşığı süzme bal ilavesiyle yudumlanarak içilir.
    15. Yarım litre sütün içine 250 gram ezilmiş peynir katılıp kaynatılmasının ardından elde edilen sulu lapa temiz bir Amerikan bezinin üzerine sıcak halde yayılıp göğsün üzerine yatırılır.
    16. Bir litre sirkenin içine iki adet bayır turpu minik parçalar halinde doğranıp 1-2 saat süresince bekletildikten sonra içine emici özellikli bir bez daldırılıp hastanın göğsüne yayılır. Bu işlem her gün yenilenerek tekrarlanır.
    17. Aynı oranda (ince kıyılmış yada havanda dövülerek ezilmiş) ebegümeci tohumu, hünnap, ısırgan otu, öksürük otu, keten tohumu, baldırıkara ve kavun çekirdeği iyice karıştırılıp harman edildikten sonra bir çay fincanı kaynar suyun içine bitki harmanı katılıp, demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek, uyanık olunan her saat başı birer yudum içilerek kullanılır.

    ZATÜLCENP

    ZATÜLCENP
    Tanımı: (Plörezi) Akciğer zarı iltihabıdır.
    Nedenleri: Verem, zatürre, akciğer absesi gibi vakalarda, akciğerlerden yayılan iltihap, akciğer kanserlerinde, enfeksiyon olmaksızın, akciğer zarının tahriş olması, akciğer yada göğüs duvarı yaralanmalarıdır. İki türlüdür: Kuru plörezi. Yaş plörezi.
    1-    .Kuru Plörezi: Soluk almayla, boyun yada omuz başına kadar yayılan keskin bir göğüs ağrısı vardır. Hasta, kesik kesik soluyup, göğüs duvarını mümkün olduğu kadar az hareket ettirir. Nedene bağlı bir ateş ve ağrılı öksürük vardır. Öksürük ve akciğer iltihabına eşlik etmeyen bir tip kuru plörezi Bomholm hastalığı adını alır.
    2-    Yaş Plörezi (sıvı birikmesi): İltihaplı akciğer zarlarının arasında sıvı birikmesi olduğundan, ağrı azdır. Biriken sıvı, enfekte yada steril olabilir. Sıvının enfekte ve cerahatli olduğu hallerde, çevresinde bağ dokusu oluşumu ile sıvı yerelleşebilir ve bu durumda, ampiyem adını alır. Ağrının az olmasına karşılık, hasta kendini kötü hisseder, ateşlidir ve akciğer zarı boşluğunda fazla sıvı olması halinde, solunum darlığı görülür. Fazla sıvı birikmesinde, yerel anestezi altında, göğüs duvarına iğne sokarak, sıvının boşaltılması gereklidir. Yerelleşmiş ve çevresi bağdokusuyla çevrilmiş ampiyemin boşalabilmesi için, bazen üstteki kaburgaların da çıkartılması gerekebilir.
    Öneriler: Kuru plörezi
    Bir çay fincanı kaynar suyun içine havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çay kaşığı ardıç tohumu katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek içilir.

    1. Bir çay fincanı soğuk suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı aranında tıbbi karakafes kökü katılıp demlenmesi için on iki saat bekletildikten sonra, süzülerek ılıtılmak için içi kaynar su dolu olan bir başka kabın içine ılıyana kadar bırakılıp ardından günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere yudumlanarak birer çay fincanı içilir.
    2. Bir litre suyun içine ince kıyılmış iki avuç lahana yaprağı katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    3. Bir litre suyun içine havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan ikişer çorba kaşığı hardal tohumu ve keten tohumu katılıp su buharlaşıp kendi kendini çekinceye ve içindeki malzeme sulu bir lapa haline gelene kadar kaynatıldıktan sonra genişçe bir Amerikan bezinin üzerine sürülerek göğsün üzerine yatırılır. Bu işlem 45 dakikayı geçmemelidir, zira tahriş edebilir.
    4. Bir litre suyun içine havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan iki çorba kaşığı hardal tohumu katılıp su buharlaşıp kendi kendini çekinceye ve içindeki malzeme sulu bir lapa haline gelene kadar kaynatıldıktan sonra genişçe bir Amerikan bezinin üzerine sürülerek göğsün üzerine yatırılır. Bu işlem 45 dakikayı geçmemelidir, zira tahriş edebilir.
    5. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı öksürük otu (yaprak ve çiçek karışımı) katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek bir tatlı kaşığı süzme bal ilavesiyle günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    6. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı papatya katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek bir tatlı kaşığı süzme bal ilavesiyle günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    7. Bir litre suyun içine birer avuç arpa, yulaf katılıp su buharlaşıp kendi kendini çekinceye ve içindeki malzeme sulu bir lapa haline gelene kadar kaynatıldıktan sonra genişçe bir Amerikan bezinin üzerine sürülerek göğsün üzerine yatırılır.
    8. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı kekik katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek bir tatlı kaşığı süzme bal ilavesiyle günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    9. Aynı oranda, havanda dövülerek yada ince kıyılarak hazırlanmış, öksürük otu (yaprak ve çiçekleri) sığırkuyruğu (çiçekleri), sivri yapraklı sinir otu (yaprakları) ve ciğer otu (yaprakları) iyice karıştırılıp harman edildikten sonra bir çay fincanı kaynar suyun içine iki çay kaşığı bitki harmanı katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek bir tatlı kaşığı süzme bal ilavesiyle günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    10. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı ıhlamur katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek bir tatlı kaşığı süzme bal ilavesiyle günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    11. Bir miktar okaliptüs yaprağı ince kıyılıp ağzı geniş bir şişenin boğazına kadar doldurulur, üzerine ağzına kadar saf alkol eklenip sıkıca kapatıldıktan sonra güneş görebileceği veya sıcak bir yerde iki hafta bekletildikten sonra süzülerek göğsün üzerine sürülür.
    12. Bir litre suyun içine havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan iki avuç keten tohumu katılıp su buharlaşıp kendi kendini çekinceye ve içindeki malzeme sulu bir lapa haline gelene kadar kaynatıldıktan sonra genişçe bir Amerikan bezinin üzerine sürülerek göğsün üzerine yatırılır.
    13. Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan birer silme yemek kaşığı rezene tohumu, zencefil ve bir kahve fincanı süzme bal iyice karıştırılıp macun haline getirildikten sonra her gün bir tatlı kaşığı yeniri.
    14. Bir litre suyun içine bir avuç gelincik çiçeği yada menekşe katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer kahve fincanı içilir.
    15. Beş adet yumurta akı ile ikişer silme yemek kaşığı toz karabiber ile toz zencefil katılıp iyice karıştırıldıktan sonra genişçe bir Amerikan bezinin üzerine sürülerek göğsün üzerine yatırılır.
    16. Bir litre suyun içine ince kıyılmış bir adet ince pırasa (beyaz kısımları) birer çorba kaşığı nane ve ısırgan otu katılıp su buharlaşıp kendi kendini çekinceye ve içindeki malzeme sulu lapa haline gelene kadar kaynatıldıktan sonra bir tülbent yardımıyla süzülüp elde edilen sulu mayiyi macun kıvamına getirecek kadar süzme bal ilave edilir ve günde üç öğün birer silme yemek kaşığı yenir.
    17. Bir litre suyun içine ince kıyılmış bir avuç maydanoz katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer kahve fincanı içilir.
    18. Sulu Plörezi
    19. Bir litre suyun içine ince kıyılmış bir avuç kuşkonmaz kökü katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer yemek kaşığı alınır.
    20. Havanda dövülerek ufalanmış olan bir avuç çam fıstığının içine, macun haline getirecek kadar süzme bal ilave edilip her gün yenir.
    21. Havanda dövülerek ufalanmış olan bir avuç kantaronun içine, macun haline getirecek kadar süzme bal ilave edilip her gün yenir.
    22. Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir çay kaşığı kekik katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek bir tatlı kaşığı süzme bal ilavesiyle günde üç öğün birer çay fincanı içilir.

    YÜZ FELCİ

    YÜZ FELCİ
    Tanımı: (Bell Felci) Yüz felcinin en sık görülen biçimidir.
    Nedenleri: Bell felcinin (yüz felci) nedeni bilinmemektedir. Ancak yüz siniri iltihaplanır ve uyarıları iletemez. Bu durum geçici olup 1-2 günde geçebileceği gibi 1-2 haftada sürebilir. Ancak biz burada aşırı soğuğa maruz kalmaktan dolayı oluşan yüz felcine öneriler getireceğiz.
    Öneriler: Bir miktar binbirdelik otu ince kıyılıp ağzı geniş bir şişenin boğazına kadar doldurulur, üzerine ağzına kadar saf zeytinyağı eklenip sıkıca kapatıldıktan sonra güneş görebileceği veya sıcak bir yerde iki hafta bekletildikten sonra süzülerek yüze hafif friksiyonlarla sürülür.

    1. Bir miktar kekik otu ince kıyılıp ağzı geniş bir şişenin boğazına kadar doldurulur, üzerine ağzına kadar saf zeytinyağı eklenip sıkıca kapatıldıktan sonra güneş görebileceği veya sıcak bir yerde iki hafta bekletildikten sonra süzülerek yüze hafif friksiyonlarla sürülür.
    2. Bir cezvenin içinde bir su bardağı zeytinyağı kaynatılıp içine iki silme yemek kaşığı toz karabiber katıldıktan sonra iyice karıştırılıp süzülmesinin ardından yüze sürülür.
    3. Bir miktar mersin yaprağı ince kıyılıp ağzı geniş bir şişenin boğazına kadar doldurulur, üzerine ağzına kadar saf zeytinyağı eklenip sıkıca kapatıldıktan sonra güneş görebileceği veya sıcak bir yerde iki hafta bekletildikten sonra süzülerek yüze hafif friksiyonlarla sürülür.

    YÜZ AĞRILARI

    YÜZ AĞRILARI
    Tanımı:
    Genellikle yüzün bir yanında yada her iki yanında hissedilen yanak yada yanak üstünde oluşan ağrıdır.
    Nedenleri: Yüze ifade sağlayan kasların spazmıdır.
    Öneriler: Güneşli bir havada toplanmış papatya, sığırkuyruğu, civanperçemi ve kekik otu kısa bir müddet güneşte bırakılıp (taze-kuru arası bir hale gelene kadar) küçük bir yastığa (yanak boyutlarında) aynı oranda doldurulup ağrıyan yerin üzerine konur.

    1. Güneşli bir havada toplanmış kurtpençesi kısa bir müddet güneşte bırakılıp (taze-kuru arası bir hale gelene kadar) küçük bir yastığa (yanak boyutlarında) aynı oranda doldurulup ağrıyan yerin üzerine konur.
    2. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı civanperçemi katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
    3. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı sığırkuyruğu katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
    4. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı kekik katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
    5. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı papatya katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
    6. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı ısırgan otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.

    YÜKSEK ATEŞ

    YÜKSEK ATEŞ
    Tanımı: Vücudun normalin üstünde bir sıcaklık gösterip, normal fonksiyonunun bozulması halidir. Normal vücut ısısı 36.9 derecedir. Fakat, bütün bir gün süresince, bu ısı 36.9 derece (veya biraz altı) ile 37.5 derece arası normal olarak oynayabilir. Nitekim, fazla yemek yedikten sonra, çok sıcak ve nemli havalarda, uzun ve yorucu idman sonrası, vücut ısısı yükselir ve saat 14-21 arası en yüksek, 1.30-7 arası en düşük düzeyindedir. Kadınlarda, vücut ısısı, bir adet devresi boyunca değişkenlik gösterip  gebe kalınabilecek ve kalınamayacak günlerin hesabında yaralıdır.
    Yüksek vücut ısısı, genellikle (ancak bu kesin değildir) bir bakteri veya virüs enfeksiyonu belirtisidir. Vücut ısısı güneş çarpmalarında, bazı tip beyin hastalıklarında veya zedelenmelinde ve özellikle çocuklardaki sinirsel şoklarda çok belli olarak yükselir. Beyindeki bir merkez, ısı yapım ve tüketimi arasındaki dengeyi düzenlemek ve böylelikle vücut ısısını kontrol etmekle görevlidir. Bakteri istilasında, hem ısı yapımı, hemde tüketimi etkilenir. Yüksek ateşin gelişini haber veren en belli başlı belirtiler, gereksiz üşüme duygusu ve vücudun kontrol edilemeyecek şekilde titremesidir. Bu dönem ateşin, soğuk dönemi, diye adlandırılır. Çünkü deri soğuk ve nemlidir, ama gerçekte vücut ısısı yükselmiştir ve çocuklarda havale adı verilen çırpınma hali bu dönemde belirir. Ateş bütün vücuda yayılıp yerleşince, sıcak dönem başlamıştır ve burada deri, sıcak ve kurudur, halsizlik, kas ve baş ağrısı ve susuzluk vardır. İdrar miktarı azalmıştır, kabızlık, kusma, bulantı da görülebilir, nabız ve solunum hızlanmıştır. Bu dönemi şiddetli terleme, bol ve yoğun bir idrar yapma, genel bir rahatlama izler. Bu son durum, çabuk oluşursa kriz diye adlandırılır. Çok yüksek ateş sırasında görülebilen ölümün nedenleri, kalbin çok zayıf olması ve en ufak bir zorlamada tükenmesi (bu durumda ölüm anidir) veya hastanın gittikçe artan zafiyet belirtileriyle komaya girmesidir (bu durumda ölüm ani değildir). Ateş, düzenli bir surette saptanıp bir çizelgeye kaydedilirse, bazı belirli eğriler ortaya çıkar ki, bu eğrilerin şekli, enfeksiyonun cinsi hakkında yararlı bilgi verir. Yüksek ateş, basit bir hastalığa, düşük veya normal ateş de önemli bir hastalığa bağlı olabilir. Ayrıca, çocuklar çok sık rahatsızlıktan söz edebilirler ve her şikayette ateşine bakmak, o çocuğu nörotik yapabilir. Termometre (derece) kullanan bir doktor, teşhisini ateşe göre koymaz, fakat hastanın ateşi, doktorun koyacağı teşhise yardımcı olur. Dolayısıyla, ateş mevcudiyeti, daima anlamlıdır, ama ateş bir belirtidir ve tedavisi, esas sebebe yönelmelidir.
    Öneriler: Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı aslanpençesi katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.

    1. Bir litre suyun içine bir avuç pamuk tohumu katıldıktan sonra süzülerek günde üç öğün birer çorba kaşığı içilir.
    2. Bir adet limon ortasından kesildikten sonra arasına bir çay kaşığı tuz yerleştirilip her iki yarım limon ince bir telle bağlandıktan sonra bir ateşin üzerinde limonun dış kabuğu kararana kadar pişirilir. Ilımasının ardından bağlı teller çözülerek limonlar hastanın vücuduna hafif hafif sıkılarak sürülür.
    3. Bir çay fincanı soğuk suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı oranında veba otu kökü katılıp demlenmesi için on iki saat bekletildikten sonra süzülerek ılıtılmak için içi kaynar su dolu olan bir başka kabın içine ılıyana kadar bırakılıp ardından günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere yudumlanarak içilir.
    4. Bir litre suyun içine bir avuç karanfil çiçeği katıldıktan sonra süzülerek günde üç öğün ikişer çorba kaşığı içilir.
    5. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı demirhindi katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    6. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı papatya katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    7. Bir litre suyun içine bir avuç ufalanmış çiçeksiz dişbudak ağacı (kabukları) katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    8. İki litre suyun içine iki avuç ince kıyılmış lavanta çiçeği katılıp suyu buharlaşıp yarıya inene kadar kaynatıldıktan sonra süzülerek, hastanın tüm vücudu bu su ile ovulur.
    9. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı kantaron katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    10. Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış maydanoz katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    11. Bir litre suyun içine bir avuç ufalanmış çiçeksiz akasya ağacı (genç dallarının kabukları) katılıp kaynatılmasının ardından suyunun içine batırılacak bir tülbent fazla sıkılmadan hastanın başına bağlanır.
    12. Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı acı pelin yaprağı katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    13. Bir miktar okaliptüs yaprağı ince kıyılıp ağzı geniş bir şişenin boğazına kadar doldurulur, üzerine ağzına kadar saf alkol eklenip sıkıca kapatıldıktan sonra güneş görebileceği veya sıcak bir yerde iki hafta bekletildikten sonra günde üç öğün bir kahve fincanı suyun içine 10-15 damla katılıp içilir.
    14. Bir litre suyun içine bir avuç menekşe katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer kahve fincanı içilir.
    15. Hastanın vücuduna bol miktarda sarımsaklı yoğurt sürülür. Yoğurdun kurumasının ardından temiz ve ılık bir bezle vücut silinir.
    16. Hastanın başına sirke ile ıslatılmış ve fazla sıkılmamış bir tülbent bağlanır. Gerekirse sirkeye batırılmış bir çarşaf hasta soyulduktan sonra vücuduna sarılır.
    17. Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış şahtere otu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    18. Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış kabak katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
    19. Bir litre suyun içine bir çorba kaşığı kinin ile sekiz adet aspirin atılıp erimesi beklendikten sonra elde edilen bu su ile tüm vücut ovulur.

    YILAN SOKMASI

    YILAN SOKMASI
    Tanımı: Genellikle, iki çeşit yılan zehiri vardır. Biri, sinir sistemini etkiler, diğeri ise, vücudun sabit hücreleriyle, kan hücrelerinin zehiridir. Yılanın soktuğu yerde ağrı ve şiddetli reaksiyonun olması, özellik taşır. Bazı yılanların soktuğu bölgede ise, yerel kangren oluşur. Şiddetli bir sokma sonucu, idrarda ve dışkıda kan belirebilir. Ayrıca, zehir, kan pıhtılaşmasını azalttığından, burun kanamalarına ve kan kusmalarına rastlanır. Sinir sistemini etkileyebilecek yılanların soktuğu yerdeki ağrı ve yerel reaksiyon, diğerindekinden azdır. Başlıca etki, sinir sistemi felcidir. Yayılan duyu yitimi, konuşma güçlüğü, görme bulanıklığı, bulantı, kusma ve endişe hali görülür. Hasta ayakta duramaz ve solunum sıkıntısı belirir. Yılanın soktuğu insan, genellikle çok korkmuş olduğundan, ilk önlem onu yatıştırmak olmalıdır. Yılanın öldürülüp, teşhis edilebilmesi için saklanması gerekmektedir. Hasta kımıldatılmamalıdır, yada gerekirse, yavaş yavaş hareket ettirilmelidir. Yara erişilebilen yerdeyse, emilir ama kesilmez. İyice yıkanır ve kol yada bacaktaysa, oynatılmaması için bir tahtaya bağlanır ve kalp ile yara arasına bir turnike (kol yada bacağı sıkıştırıp, atardamarlarla toplardamarları basınç altına almak ve buralardaki kan akımını durdurmaktır. Bir, ip, lastik, kravat gibi. Bu durum zehirin dolaşıma geçmesini engellemek için yapılır ve iki saatten fazla uygulanmaz) konur. Bu turnike, yarım saatte bir, bir dakika süreyle gevşetilir ve turnike yapılmaya başlanan saat mutlaka bilinmelidir. Yılan sokmasında en önemli davranış, hastanın hareketsiz tutulmasıdır. En yakın bir sağlık kuruluşuna mutlaka yetiştirilmelidir.
    Öneriler: Bol sarımsaklı yoğurt yenmeli ve iyice dövülmüş sarımsak yılanın sokmuş olduğu yere sürülmeli.

    1. Bir miktar dulavrat otu iyice yıkanıp temizlendikten sonra, nemli halde mikserden geçirilip, bir tülbent yardımıyla sıkılarak elde edilen özsuyu, yılanın sokmuş olduğu yere sürülür.
    2. Bir miktar dar yapraklı sinir otu iyice yıkanıp temizlendikten sonra nemli bir halde mikserden geçirilip, bir tülbent yardımıyla sıkılarak  elde edilen özsuyu, yılanın sokmuş olduğu yere sürülür.
    3. Bir miktar sinameki iyice yıkanıp temizlendikten sonra nemli bir halde mikserden geçirilip, bir tülbent yardımıyla sıkılarak  elde edilen özsuyu, yılanın sokmuş olduğu yere sürülür.
    4. Bir miktar yavşan otu iyice yıkanıp temizlendikten sonra nemli bir halde mikserden geçirilip, bir tülbent yardımıyla sıkılarak  elde edilen özsuyu, yılanın sokmuş olduğu yere sürülür.
    5. Bir miktar dişbudak yaprağı iyice yıkanıp temizlendikten sonra nemli bir halde mikserden geçirilip, bir tülbent yardımıyla sıkılarak  elde edilen özsuyu, yılanın sokmuş olduğu yere sürülür.
    6. Bir miktar sığırkuyruğu (yaprak ve çiçekleri) iyice yıkanıp temizlendikten sonra nemli bir halde mikserden geçirilip, bir tülbent yardımıyla sıkılarak  elde edilen özsuyu, yılanın sokmuş olduğu yere sürülür.
    7. Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir tatlı kaşığı kendir tohumu az miktarda su ile karıştırılarak lapa haline getirildikten sonra yılanın sokmuş olduğu yerin üzerine sürülür.